Macaristan’da bir çömleğin içinde bulunan yeşil bebek elinin sırrı ortaya çıktı
Macaristan’da bir çömleğin içinde bulunan yeşil bebek elinin sırrı ortaya çıktı

Eski Çömlekten Çıkan Yeşil Bebek Elinin Gizemi Çözülüyor

Macaristan’ın güneyindeki Nyárlőrinc köyünde 2005 yılında yapılan bir kazı, arkeoloji dünyasını yıllarca meşgul edecek bir bulmacayı ortaya çıkardı. Terk edilmiş bir mezarlıkta bulunan küçük bir çömleğin içinde, yeşil renge bürünmüş ve büyük ölçüde bozulmamış bir bebek eli vardı. Elin içinde sıkıca tutulmuş bir bakır sikke duruyordu. Aynı bölgedeki diğer tüm kalıntılar tamamen iskelet haline gelmişken, bu küçük elin ve çevresindeki bazı dokuların mumyalaşmış halde kalması, bilim insanlarını uzun süre düşündürdü.

Bilimsel analizlerle aydınlanan hikaye

Araştırmanın başında, kalıntılar Szeged Üniversitesi’nden biyolojik antropolog János Balázs ve meslektaşları tarafından incelendi. Ekip, kemiklerin boyutlarından yola çıkarak bebeğin prematüre, ölü doğmuş veya doğumdan kısa süre sonra hayatını kaybetmiş olduğunu belirledi. Asıl merak konusu ise bu kısmi mumyalanmanın nasıl gerçekleştiğiydi. Mezarlıktaki diğer bedenler aynı toprak koşullarında tamamen çürümüşken, bu bebeğe ne olmuştu?

Cevap, detaylı kimyasal testlerle ortaya çıktı. Bebeğin vücudundaki bakır oranı, normal örneklerden tam 497 kat daha yüksek bulundu. Bu olağanüstü yüksek oran, yeşil bebek eli gizeminin temel taşını oluşturuyordu. Peki bu bakır nereden gelmişti?

Yıllar sonra bulunan eksik parça

Kalıntıların yanında herhangi bir metal nesne bulunmaması, soruyu cevapsız bırakıyordu. Ta ki araştırmacılar, aynı kazı alanından çıkarılan diğer kutuları inceleyene kadar. Yakınlardaki bir müzede saklanan bu kutulardan birinde, iki önemli obje gün yüzüne çıktı: Bebeğin içine yerleştirildiği küçük bir çömlek ve ele tam oturan, aşınmış bir bakır sikke. Sikkenin 1858-1862 yılları arasında tedavülde olan bir Kreuzer olduğu tespit edildi. Bu, defin işleminin mezarlığın kullanımdan kalkmasından yaklaşık 150 yıl sonra, 19. yüzyılın ortalarında gerçekleştiği anlamına geliyordu.

Bakırın koruyucu kalkanı

Bakır, güçlü antimikrobiyal özelliklere sahip bir metal. Bebeğin eline sıkıştırılan sikke, temas ettiği bölgelerdeki mikroorganizmaları etkisiz hale getirerek dokuların çürümesini engellemiş. Bu sayede bebeğin eli ve ön kolu, vücudun geri kalanı doğal yollarla ayrışırken adeta zamana karşı direnmiş. Araştırmacılar, bu vakayı şimdiye kadar bildirilen ilk “sadece bakır kaynaklı mumyalanma” örneği olarak nitelendiriyor. Ancak bu sonuç kesin bir kural değil; aynı bölgede benzer bir definle karşılaşılmasına rağmen mumyalanmanın gerçekleşmediği başka bir bebek kalıntısı da bulunmuş.

Kederli bir ailenin izleri

Tüm bu bulgular, oldukça dokunaklı bir hikayeyi işaret ediyor. 19. yüzyılın ortalarında, muhtemelen yakınlarda yaşayan bir aile, vaftiz edilemeden ölen bebeklerinin ruhu için endişeleniyordu. Dönemin yaygın olmayan veya kayıtlara geçmemiş bir geleneğini takiben, bebeğin eline küçük bir bakır sikke sıkıştırmış, bedenini cenin pozisyonunda bir çömleğe yerleştirerek terk edilmiş bu Orta Çağ mezarlığına gizlice gömmüş. Amaç, belki de bebeğin ruhunun öbür dünyaya güvenli geçişini sağlamak, bir tür “geçiş ücreti” ödemekti.

Araştırmada yer alan Dr. Zsolt Bereczki’nin de belirttiği gibi, aile belki bebeklerinin ruhunu kurtaramadı ama onun mirasını korumayı başardı. 150 yılı aşkın süredir toprak altında kalan bu küçük el, günümüzde bilim insanlarının geçmişin inançlarına, korkularına ve biyolojik süreçlere ışık tutmasını sağlıyor. Yeşil bebek eli, arkeoloji ve tıp literatüründe kendine özgü bir yer edinmiş durumda.