
Kalumba balıkları şelaleyi tırmanıyor: Afrika’da doğanın yeni mucizesi
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ücra köşelerinde, biyoloji kitaplarının sayfalarını yeniden yazdıracak bir hayatta kalma hikayesi yaşanıyor. Luvilombo Şelalesi’nin çağlayan sularının ardında, boyları 5 santimetreyi geçmeyen binlerce minik balık, sıradan bir yüzme performansının çok ötesine geçerek dikey kaya duvarlarını tırmanıyor.
Yarım asırlık bir efsane nihayet belgelendi
Bilim insanları, bölge halkı arasında 50 yılı aşkın süredir anlatılan bu olağanüstü davranışı ilk kez görüntülemeyi başardı. Lubumbashi Üniversitesi’nden Pacifique Kiwele Mutambala ve Belçika Orta Afrika Kraliyet Müzesi’nden Emmanuel Vreven liderliğindeki ekip, 2018 ve 2020 yıllarında düzenledikleri dört saha çalışmasıyla shellear balığının (Parakneria thysi) tırmanışını kayıt altına aldı. Bu keşif, geçtiğimiz günlerde Scientific Reports dergisinde yayımlandı. İlginçtir ki, bundan tam 17 yıl önce aynı bölgeye giden araştırmacı Auguste Chocha Manda da bu balıkların tırmanışını görmüş ancak kayıtlarını kaybetmişti. Mutambala’nın azmi sayesinde bu eşsiz anlar artık bilim dünyasının hizmetinde.
Yüzgeçlerdeki mikroskobik kancalar
Peki, bir balığın dik ve kaygan bir kaya duvarına tutunmasını sağlayan sır ne? Kalumba balıkları, tırmanış esnasında ağızlarını hiç kullanmıyor. Göğüs ve karın yüzgeçlerinin alt yüzeyinde bulunan “unculi” adı verilen tek hücreli, kanca benzeri çıkıntılar sayesinde kayalara sıkıca tutunuyor. Bilim insanları bu yapıların küçük kancalar ya da bir nevi cırt cırt bant gibi çalıştığını belirtiyor. Vücudun arka kısmını hızlı bir şekilde sağa sola sallayarak yukarı doğru hareket eden bu canlılar, âdeta dikey bir duvarda yüzüyor.
9 saat 45 dakikalık bir strateji oyunu
Tırmanışın en dikkat çekici yanı ise inanılmaz sabır gerektirmesi. Bir balığın şelalenin tepesine ulaşması ortalama 9 saat 45 dakika sürüyor. Ancak bu sürenin neredeyse tamamı dinlenerek geçiyor. Araştırmacıların hesaplamalarına göre:
-
Aktif hareket: Sadece 15 dakika
-
Kısa molalar: 30 dakika (bir dakikadan kısa süren duraklamalar)
-
Uzun dinlenmeler: 9 saat (yatay kaya çıkıntılarında birer saatlik molalar)
Kayalar üzerindeki düz bölgelerde onlarca hatta yüzlerce balık bir araya gelerek güç topluyor. Bu stratejik molalar sayesinde enerjilerini en verimli şekilde kullanan Kalumba balıkları, bir sonraki zorlu aşamaya hazırlanıyor. Ancak her yolculuk başarıyla sonuçlanmıyor. Sert bir su jetine yakalanan ya da kaygan bir sarkıtın altında ters dönen balıklar ani bir düşüşle en başa dönmek zorunda kalabiliyor.
Yağmurlarla başlayan, gün batımıyla şekillenen bir yolculuk
Bu olağanüstü göçün zamanlaması, doğanın mevsimsel döngüsüyle kusursuz bir uyum içerisinde. Nisan ayı başında su seviyesinin yükselmesiyle başlayan macera, yağışlı sezonun sona erdiği mayıs başında noktalanıyor. Kalumba balıkları özellikle gün batımı saatlerinde (16:00-18:00 arası) hareketleniyor. Araştırmacılar bu tercihin, şiddetli yağışlarda sürüklenmemek ve bölgedeki yırtıcı gümüş tereyağı yayın balığına (Schilbe intermedius) yakalanmamak için geliştirilmiş bir savunma mekanizması olabileceğini düşünüyor. Peki bu zorlu yolculuğa neden çıkıyorlar? Bilim insanları bunun kesin nedenini henüz bilmiyor. En güçlü teoriler, şiddetli yağmurlarla aşağıya sürüklenen balıkların tekrar yukarı havzaya dönme çabası olduğu ya da besin rekabeti ve yırtıcılardan kaçış stratejisi olarak geliştiği yönünde.
Neredeyse sadece gençler tırmanıyor
İlginç bir detay da tırmanışa katılan bireylerin neredeyse tamamının genç balıklardan oluşması. Araştırmacılar, boyu 4,8 santimetreyi geçen daha büyük bireylerin bu yolculuğa pek çıkmadığını gözlemlemiş. Bunun olası nedeni, balıklar büyüdükçe ağırlaşması ve kendi vücutlarını bu kadar dikey bir düzlemde yukarı taşıyamaz hale gelmeleri.
Tehdit altındaki eşsiz bir yaşam alanı
Ancak bu eşsiz doğa olayı, ne yazık ki insan faaliyetlerinin ciddi tehdidi altında. Bölgede sivrisinek ağları gibi ince gözenekli malzemelerle yapılan kontrolsüz balıkçılık faaliyetleri ve tarım için nehir sularının aşırı kullanımı, şelalenin alt kısımlarının tamamen kurumasına yol açabiliyor. Bilim insanları, bu nadir canlı türünün ve yaşam alanlarının korunması için acil ve sıkı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu minik “dağcıların” varlığının devamı, Upemba Milli Parkı’ndaki koruma çalışmalarının desteğine bağlı.
