
Avrupa Birliği, Orta Doğu’yu Baypas Edecek Polar Connect Deniz Altı Kablo Projesi İçin Düğmeye Bastı
Avrupa Birliği, Asya ile arasındaki veri akışını güvence altına almak için hayata geçirmeyi planladığı Polar Connect Deniz Altı Kablo Projesi kapsamında önemli bir eşiği daha geride bıraktı. Konsorsiyum, Kuzey Kutbu’nun zorlu koşullarında kablo döşemenin önünü açacak Step 2 aşamasına resmen başladı. Projenin bu yeni fazı, 2026’dan 2028’e kadar sürecek detaylı bir rota çalışmasını ve deniz tabanı haritalama seferlerini kapsıyor.
Kızıldeniz’deki Kronik Tehdit Rotayı Kuzeye Çevirdi
Avrupa’nın gözünü Kuzey Kutbu’na dikmesinin ardında basit ama hayati bir gerçek var. Kıtalar arası internet trafiğinin yaklaşık yüzde 90’ı şu anda Kızıldeniz ve çevresindeki dar boğazlardan geçiyor. Bu coğrafi sıkışmışlık, bölgeyi devasa bir dijital darboğaza çevirmiş durumda. 2024’te Yemen açıklarında bir geminin sürüklenen çapasının üç ayrı kabloyu koparması ve onarımın dört aydan uzun sürmesi, altyapının ne kadar kırılgan olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.
Eylül 2025’te benzer bir olayda dört kablonun daha hasar görmesi bardağı taşıran son damla oldu. Operatörler çareyi rotayı Basra Körfezi’ne kaydırmakta arasa da ABD-İran hattındaki gerilim bu alternatifi de hızla geçersiz kıldı. Avrupa Komisyonu’nun 2026 başında yayımladığı kritik altyapı raporunda Polar Connect Deniz Altı Kablo Projesi , kıtanın dijital egemenliği için öncelikli 13 projeden biri ilan edildi.
Kuzey Kutbu’nda İki Farklı Güzergâh Masada
AB’nin masasında iki ayrı rota bulunuyor. İlki, Kanada’nın Kuzeybatı Geçidi üzerinden Avrupa ile Japonya’yı buluşturacak Far North Fiber hattı. Asıl ağırlık verilen ikinci güzergâh ise İskandinavya’dan çıkıp doğrudan coğrafi Kuzey Kutbu’na yönelen Polar Connect rotası. Bu hat, Avrupa’yı Kuzey Amerika ve Doğu Asya’ya en kısa yoldan bağlamayı hedefliyor. Konsorsiyumun yaptığı fizibilite çalışmaları, Arktik rotasının Kuzey Avrupa ile Asya arasındaki en kısa mesafeyi sunduğunu ve tamamen bakir bir güzergâhtan geçeceği için mevcut darboğazlardan bağımsız olacağını ortaya koydu.
Projenin arkasındaki yapı oldukça güçlü. NORDUnet, İsveç Kutup Araştırmaları Sekreterliği, Finlandiya’dan CSC, GlobalConnect ve İsveç Araştırma Konseyi’nin oluşturduğu çekirdek ekip, Şubat 2025’te imzalanan bir mutabakatla Cinia, Tusass ve Tampnet gibi yeni ortakları da bünyesine kattı. Japonya Ulusal Bilişim Enstitüsü (NII) ile imzalanan iş birliği anlaşması ise Asya ayağını sağlamlaştırdı.
2.3 Milyar Dolarlık Hesap ve Buz Kıran Gemisi Açmazı
Polar Connect Deniz Altı Kablo Projesi nin toplam maliyetinin yaklaşık 2.3 milyar doları bulması bekleniyor. AB şu ana kadar hazırlık çalışmaları için yaklaşık 10 milyon dolar kaynak aktardı. Aralık 2025’te Step 2 fazı için Avrupa Komisyonu’ndan 4.97 milyon avroluk ek fon onayı çıktı. Bu fazın toplam bütçesi 9.94 milyon avroya ulaştı ve 36 ay sürecek. Gündemdeki en kritik maddelerden biri, İsveç hükümetiyle görüşülen yeni bir buz kırıcı kablo döşeme gemisinin inşası. Zira şu anda dünyada bu tür operasyonları tek başına yürütebilecek bir gemi bulunmuyor.
Kablo döşeme operasyonu için en az iki gemiye ihtiyaç duyulacak. Yaz aylarında gerçekleşecek deniz tabanı haritalama seferlerinde ise İsveç’in ünlü buz kırıcısı Oden görev alacak. Kablonun Arktik Okyanusu’nda 4 bin metre derinliğe döşenmesi ve 12 ila 24 fiber çiftiyle donatılması planlanıyor. Geçmişte Arktik’te kablo döşemeye kalkışıp başarısız olan ABD’li Quintillion şirketinin 2023 ve 2025’te yaşadığı buz kaynaklı kopmalar, Avrupalı yetkililerin ders çıkardığı acı tecrübeler arasında.
2030 Hedefi ve Küresel Rekabet
Tüm bu zorluklara rağmen Avrupa Birliği, hattın 2030’ların başında operasyonel hale gelmesini hedefliyor. Uzmanlar Kuzey Kutbu’nun öngörülemez çevresel koşullarının takvimi etkileyebileceğini düşünse de jeopolitik baskılar projeyi hızlandırıyor. Bu arada yarışın tek katılımcısı AB değil. Meta, Project Waterworth adını verdiği kendi küresel kablo projesiyle Orta Doğu ve Malakka Boğazı’nı baypas etmeyi amaçlıyor. Polar Connect’in bilimsel boyutu da dikkat çekici. Kabloya entegre edilecek çevresel sensörler sayesinde Arktik bölgesinden sürekli iklim, deniz ve sismolojik veri akışı sağlanması öngörülüyor. Avrupa araştırma ağlarına ayrılacak fiber kapasitesi ise CERN’den kuantum laboratuvarlarına kadar pek çok kurumun iştahını kabartıyor. hedefbilgitoplumu.com
