Antarktika’da bulunan Demir-60 izleri Güneş Sistemi’nin yıldızlararası yolculuğunu ortaya çıkardı

Antarktika Buzunda Demir-60 Keşfi: Dünya, Süpernova Kalıntılarının İçinden Geçiyor

Antarktika’nın derinliklerinden çıkarılan Demir-60 Antarktika buz örnekleri üzerinde yapılan analizler, gezegenimizin milyonlarca yıl önce patlamış yıldızların külleri arasında süzüldüğünü ortaya koydu. Helmholtz-Zentrum Dresden-Rossendorf (HZDR) öncülüğünde yürütülen uluslararası araştırmanın sonuçları, Physical Review Letters dergisinde yayımlandı. Elde edilen bulgular, Dünya’nın halen süpernova kaynaklı kozmik toz topladığını gösteren ilk somut kanıt olarak kayıtlara geçti.

Buzların İçinde Saklanan Radyoaktif İzotop

Araştırma ekibi, Avrupa Antarktika Buz Sondajı Projesi (EPICA) kapsamında çıkarılan ve yaşları 40 bin ila 80 bin yıl arasında değişen yaklaşık 300 kilogramlık buz kütlesini mercek altına aldı. Buz örnekleri önce eritildi, ardından karmaşık kimyasal işlemlerden geçirildi. Geriye yalnızca birkaç yüz miligram toz kaldı. Bu tozun içinde, Avustralya Ulusal Üniversitesi’ndeki ağır iyon hızlandırıcı tesisinde gerçekleştirilen hassas ölçümlerle Demir-60 (⁶⁰Fe) atomları tek tek sayıldı.

Bonn Üniversitesi’nden Annabel Rolofs, bu işlemin zorluğunu “50 bin futbol stadyumunu tamamen samanla doldurup içinde bir iğne aramaya benziyor. Makine o iğneyi bir saatte buluyor” sözleriyle anlattı. Ölçümler, 40 bin ila 80 bin yıl öncesine ait katmanlarda günümüze kıyasla çok daha az Demir-60 bulunduğunu gösterdi. Bu fark, Dünya’ya ulaşan yıldızlararası toz miktarının sabit olmadığını, zaman içinde belirgin biçimde değiştiğini kanıtlıyor.

Yerel Yıldızlararası Bulut’un Kozmik İzi

Peki bu radyoaktif demir nereden geliyor? Araştırmanın başyazarı Dr. Dominik Koll, 2019 yılında Antarktika yüzey karında ilk Demir-60 tespitini yaptıklarında kaynağı belirleyemediklerini, ancak akıllarında hep aynı şüphenin olduğunu belirtiyor: Yerel Yıldızlararası Bulut (Local Interstellar Cloud – LIC) . Koll’un ifadesiyle, “Fikrimiz, bu bulutun Demir-60’ı uzun süreler boyunca depolayabileceği yönündeydi. Güneş Sistemi bulutun içinden geçerken Dünya bu malzemeyi toplayabilirdi. Fakat o zaman bunu kanıtlayamamıştık”.

Yeni çalışma tam da bu noktada devreye giriyor. 40 bin ila 80 bin yıllık buz çekirdekleriyle yapılan karşılaştırmalar, Demir-60 akışının giderek arttığını ve bu artışın Güneş Sistemi’nin Yerel Yıldızlararası Bulut’a girme zamanlamasıyla örtüştüğünü gösterdi. Daha eski dönemlerde daha az izotop bulunması, bulutun dış kısmında yoğunluğun daha düşük olduğu şeklinde yorumlanıyor.

Araştırmacılar, bu değişken profilin milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş süpernovaların sönümlenen izleriyle açıklanamayacağını, sinyalin böylesine kısa kozmik zaman dilimlerinde bu kadar hızlı değişemeyeceğini vurguluyor. Koll, “Bu, Güneş Sistemi’ni çevreleyen bulutların bir yıldız patlamasıyla bağlantılı olduğu anlamına geliyor. İlk kez bu bulutların kökenini araştırma fırsatı bulduk” diyor.

Güneş Sistemi’nin Galaktik Rotası Değişiyor

Güneş Sistemi’nin Yerel Yıldızlararası Bulut’a on binlerce yıl önce girdiği ve birkaç bin yıl içinde bu bölgeden çıkacağı hesaplanıyor. Halihazırda bulutun kenarına yakın bir konumda ilerliyoruz. Bu durum, gezegenimizin üzerine yağan yıldız tozu miktarının da değişmeye devam edeceği anlamına geliyor.

Ekip şimdi gözünü daha da eskiye dikmiş durumda. Beyond EPICA – Oldest Ice projesi kapsamında, Güneş Sistemi Yerel Yıldızlararası Bulut’a girmeden önceki döneme ait buz çekirdekleri çıkarılması hedefleniyor. Bu örnekler analiz edildiğinde, bulutun yapısı ve Dünya’nın kozmik çevresi hakkında çok daha net bir tablo ortaya çıkacak. Alfred Wegener Institute (AWI) ile HZDR arasındaki iş birliği, önümüzdeki yıllarda bu alandaki en büyük keşiflere kapı aralayabilir. Bilim Haberleri - hedefbilgitoplumu.com

Bu Haberi Paylaşın:
Takip Et
×

Teknoloji ve Bilim Haberlerini Yakından Takip Edin

İçeriklerimizi faydalı bulduysanız, en güncel haberlere anında ulaşmak için Telegram kanalımızı takip edin.

Telegram Kanalını Takip Et
@hedefbilgitoplumu