Okullarda Telefon Yasağı Hayal Kırıklığı Yarattı
Okullarda Telefon Yasağı Hayal Kırıklığı Yarattı

Okullarda Telefon Yasağı Hayal Kırıklığı Yarattı: Sınav Notlarında Anlamlı Artış Görülmedi

Okullarda telefon yasağı denince akla ilk gelen şey derslerdeki başarının artacağı, öğrencilerin derse daha iyi odaklanacağı oluyordu. Ne var ki bu alanda yapılan en geniş kapsamlı araştırmalardan biri, beklentilerin aksine bir tablo çizdi. Buna göre öğrencilerin test sonuçlarında hemen hemen hiçbir kıpırdanma olmadı.

Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından yayımlanan ve 2019–2026 yıllarını kapsayan çalışma tam 40 bin okulu mercek altına aldı. Araştırmacılar, telefon konum verileri üzerinden öğrencilerin cihaz kullanım alışkanlıklarını izledi. Ortaya çıkan sonuç, yasağın akademik başarı üzerindeki etkisinin “neredeyse sıfır” olduğuydu.

Ders Sırasında Telefon Kullanımı Azaldı Ama Notlar Artmadı

Verilere göre cihazların kilitli kılıflarda tutulduğu okullarda, ders esnasında akademik olmayan amaçlarla telefon kullanan öğrencilerin oranı yüzde 61’den yüzde 13’e kadar geriledi. Okul sahalarındaki telefon sinyallerinde ise ilk üç yılda yüzde 30’luk bir düşüş kaydedildi. Öğretmenler sınıf içi dikkat dağınıklığının azaldığını söylese de bu iyileşme karnelere yansımadı.

Araştırmacılar, akademik başarıyı etkileyen faktörlerin son derece karmaşık olduğunu vurguluyor. Aile desteği, öğretim kalitesi, sosyoekonomik koşullar gibi pek çok değişken devreye giriyor. Telefonu ortadan kaldırmak, bütün bu yapıyı tek başına değiştirmeye yetmiyor.

Yasak İlk Geldiğinde Disiplin Cezaları Patladı

Çalışmanın bir başka çarpıcı bulgusu ise disiplin vakalarıyla ilgili. Telefon kısıtlamasının başladığı ilk eğitim-öğretim döneminde öğrenci uzaklaştırma cezaları ortalama yüzde 16 oranında arttı. Uzmanlar bu ani sıçramayı iki nedene bağlıyor. İlki, kurala uymayan öğrencilere doğrudan yaptırım uygulanması. İkincisi ise telefon erişimi kısıtlanan öğrenciler arasında yüz yüze iletişimden kaynaklanan geçici sürtüşmeler.

Yine de uzun vadede hava değişiyor. Çalışmanın ikinci yılından itibaren disiplin sorunları kademeli olarak azalmaya başlıyor. Aynı şekilde öğrencilerin genel ruh hali de toparlanıyor. Araştırmacılar bu durumu, öğrencilerin zamanla yeni kurallara adapte olmasına bağlıyor.

Devamsızlık ve Zorbalık Algısında da Değişim Yok

Yasaklar yalnızca sınav puanları üzerinden değerlendirilmedi. Çalışma kapsamında okul devamlılığı, sınıf içi dikkat seviyesi ve çevrim içi zorbalık algısı da mercek altına alındı. Sonuç bu alanlarda da benzer çıktı: Telefon yasağı güçlü ve anlamlı bir fark oluşturmadı.

Bu durum, “telefonu kaldıralım, sorunların büyük kısmı bitsin” yaklaşımının ne kadar yüzeysel kaldığını gösteriyor. Zira öğrencilerin dijital alışkanlıkları yalnızca okul saatleriyle sınırlı değil. Okuldan sonraki ekran süresi, sosyal medya kullanımı ve uyku düzeni gibi etkenler de en az sınıf içi telefon kullanımı kadar belirleyici.

İngiltere’den Çıkan Sonuçlar da Farklı Değil

Benzer bir tablo İngiltere’de de yaşandı. Birmingham Üniversitesi’nden araştırmacılar 1227 öğrenci ve 30 farklı okulun verilerini karşılaştırdı. Sonuç netti: Telefon yasağı olan okullar ile olmayanlar arasında akademik başarı, uyku düzeni ve fiziksel aktivite bakımından hiçbir fark yoktu.

Üstelik yasak, öğrencilerin gün boyu telefonda geçirdiği toplam süreyi de azaltmadı. Yani çocuklar okulda telefondan uzak dursa bile bu açığı evde fazlasıyla kapatıyordu. Çalışmanın başyazarı Dr. Victoria Goodyear, “Okullardaki yasaklar tek başına olumsuz etkilerle mücadele için yeterli değil. Çok daha bütüncül bir yaklaşıma ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Dünya Yasağa Koşuyor, Veriler İse Tereddütlü

Tüm bu bulgulara rağmen hükümetler yasakları genişletmeye devam ediyor. Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ortaokullarda yürürlükte olan telefon yasağını 2026-2027 eğitim döneminde liseleri de kapsayacak şekilde genişletmeyi planladıklarını duyurdu. Eğitim Bakanı Edouard Geffray, konuya ilişkin çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

Güney Kore ise daha da ileri gitti. Ağustos 2025’te parlamentodan geçen yasa tasarısıyla, Mart 2026 itibarıyla ilkokul ve ortaokullarda akıllı telefon kullanımına yasal sınırlama getirildi. Yeni düzenlemeye göre öğrenciler cihazlarını yalnızca engellilik, özel eğitim, sağlık veya acil durum gibi istisnai hallerde kullanabilecek. Ancak burada da okullar arası uygulama farklılıklarına dair ciddi endişeler var. Kore Öğretmen Dernekleri Federasyonu sözcüsü Jang Seung-hyuk, “Yakın okullar arasında bile farklı standartlar uygulanırsa veliler ve öğrencilerden şikâyet gelmesi kaçınılmaz. Bakanlık standart bir rehber yayınlamalı” diyerek duruma tepki gösterdi.

Telefonu Toplamak Kolay, Asıl Meseleyi Çözmek Zor

Araştırmanın en kritik uyarısı şu: eldeki veriler yasağın uygulanmasından sonraki en fazla üç yılı kapsıyor. Beşinci veya onuncu yılda farklı dinamiklerin ortaya çıkması hâlâ ihtimal dahilinde. Ancak şu an için sayılar, telefon yasağının bir eğitim mucizesi yaratmadığını net biçimde söylüyor.

Uzmanlar çözüm için daha geniş bir perspektif öneriyor. Medya okuryazarlığı eğitimi, sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandırma programları, aile içi ekran kullanım anlaşmaları ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gibi adımların eş zamanlı atılması gerekiyor. Tek başına yasak, büyük resimde yalnızca küçük bir dokunuş olarak kalıyor. hedefbilgitoplumu.com

Bu Haberi Paylaşın:
Takip Et