Falcon 9 sonrası atmosferde lityum alarmı: Uzay enkazı gökyüzünü değiştiriyor
Falcon 9 sonrası atmosferde lityum alarmı: Uzay enkazı gökyüzünü değiştiriyor

Falcon 9 sonrası atmosferde lityum alarmı: Uzay enkazı gökyüzünü değiştiriyor

Falcon 9 atmosfer lityum ölçümleri, modern uzay faaliyetlerinin beklenmeyen bir yan etkisini ortaya çıkardı. Avrupa semalarında atmosfere giren bir Falcon 9 roketinin ardından yapılan gözlemlerde, üst atmosferdeki lityum yoğunluğunun normal seviyelerin yaklaşık on katına çıktığı belirlendi.

Bilim insanları, bu bulgunun uzay enkazının yalnızca fiziksel değil, kimyasal etkilerinin de ciddiye alınması gerektiğini gösterdiğini söylüyor.

Alev topu bilimsel alarma dönüştü

Şubat ayında Avrupa üzerinde görülen parlak alev topu ilk bakışta görsel bir olay olarak değerlendirildi. Ancak Almanya’nın Saksonya eyaletindeki lazer gözlem istasyonunda çalışan araştırmacılar, olayı detaylı biçimde izledi.

Leibniz Atmosfer Fiziği Enstitüsü’nden Robin Wing liderliğindeki ekip, gelişmiş uzaktan algılama sistemlerini roketin izlediği hat üzerine yönlendirdi. Araştırmacılar, roketin atmosfere girişinden yaklaşık yirmi saat sonra üst atmosferdeki metal dağılımını ölçtü.

Nature dergisinde yayımlanan çalışmaya göre bölgede tespit edilen lityum yoğunluğu normal değerlerin yaklaşık on katına ulaştı.

Roketler atmosfere nasıl metal yayıyor

Uzay araçları atmosfere yeniden girdiğinde aşırı sürtünme nedeniyle parçalanarak yanıyor. Bu süreçte roket gövdesinde bulunan metaller buharlaşıyor ve üst atmosfer katmanlarına karışıyor.

Uzmanlar özellikle lityuma odaklanıyor çünkü bu element uzay kirliliğini izlemek için güçlü bir gösterge kabul ediliyor. Lityum, havacılık ve uzay alaşımlarında yaygın şekilde kullanılıyor.

Araştırmacılar, lidar adı verilen lazer tabanlı ölçüm yöntemiyle deniz seviyesinden yaklaşık doksan beş kilometre yüksekte belirgin bir lityum bulutu tespit etti. Ölçülen kirlilik tabakasının yaklaşık yarım saat boyunca atmosferde izlenebildiği bildirildi.

Uzay yarışının görünmeyen yan etkisi

Bilim dünyasında uzun süredir uzay çöplerinin yere düşme riski tartışılıyordu. Ancak yeni bulgular, sorunun yalnızca fiziksel tehlikelerle sınırlı olmadığını gösteriyor.

Son yıllarda yayımlanan uluslararası çalışmalar, roket ve uydu yeniden girişlerinden kaynaklanan metal emisyonlarının doğal meteor tozlarının atmosfere taşıdığı metal miktarını bazı bölgelerde geride bırakmaya başladığını ortaya koyuyor.

Araştırmacılar özellikle şu metallerin atmosfere karıştığını belirtiyor:

Lityum
Alüminyum
Bakır
Kurşun

Bu elementlerin üst atmosfer kimyasını uzun vadede nasıl değiştireceği henüz tam olarak bilinmiyor.

Uzmanlar belirsizliğe dikkat çekiyor

Atmosfer kimyası uzmanları, tek bir roket geçişinin bile ölçülebilir değişim yaratmasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Ancak bu değişimlerin iklim, ozon dengesi veya hava kimyası üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda kesin sonuç bulunmuyor.

Bazı araştırmalar, metal parçacıklarının üst atmosferde kimyasal reaksiyonları tetikleyebileceğini ve bulut oluşumu süreçlerini etkileyebileceğini öne sürüyor. Buna karşın bilim insanları, mevcut verilerin küresel ölçekte kesin risk değerlendirmesi yapmak için henüz yeterli olmadığını belirtiyor.

Artan fırlatma sayısı riskleri büyütebilir

Küresel uzay faaliyetleri son yıllarda hızla arttı. Özellikle yeniden kullanılabilir roketlerin yaygınlaşması, atmosfere kontrollü veya kontrolsüz giriş yapan araç sayısını yükseltti.

Uzmanlara göre fırlatma ve yeniden giriş sayıları mevcut hızla artmaya devam ederse, üst atmosferde biriken metal yükü de paralel şekilde büyüyebilir. Bu nedenle bilim insanları, uzay endüstrisinin çevresel etkilerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırma ekipleri, gelecekte daha kapsamlı ölçümler yaparak roket kaynaklı metal birikiminin küresel atmosfer dengesi üzerindeki etkilerini netleştirmeyi hedefliyor.