
Dünya’nın taşıma kapasitesi doldu mu? Yeni araştırma çarpıcı sonuçları açıkladı
Dünya’nın taşıma kapasitesi diye bir şey var. Yani gezegenin kaldırabileceği insan sayısı. İşte bilim insanları bu konuda yeni bir çalışma yaptı ve sonuçlar hiç de iç açıcı değil. Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, şu anki tüketim alışkanlıklarımızla Dünya bizi çoktan aşmış durumda. Hatta 1960’lı yıllardan beri bu baskı giderek artıyor.
Peki gezegen aslında kaç kişiyi taşıyabilir?
Araştırmacılar bu soruya net bir cevap vermiş. Eğer herkes ortalama bir yaşam standardına sahip olsa ve kaynaklar adil dağıtılsa, Dünya ancak 2,5 milyar insanı besleyebilir. Ama şu anda nüfus 8,3 milyarı geçmiş durumda. Nasıl oluyor peki? İşte cevabı basit: Fosil yakıtlara sarıldık, doğal kaynakları hunharca tükettik. Yani aslında borçla yaşıyoruz, ama bu borcu ödeyecek bir gelecek bırakmıyoruz.
Flinders Üniversitesi’nden Corey Bradshaw var, çalışmanın baş yazarlarından biri. Adam şöyle diyor: “Doğa bize artık ‘yeter’ diyor. Hem nüfus artıyor hem de herkes daha fazlasını istiyor. Bu ikisi bir araya gelince ortaya çıkan tablo gerçekten vahim.”
Nüfus artış hızı düşse de sorun bitmiyor
Şimdi burada ilginç bir nokta var. Nüfus artış hızı aslında 1960’lardan beri yavaşlıyor. Ama çevre üzerindeki baskı azalmak şöyle dursun, daha da büyüyor. Nasıl yani? Çünkü kişi başına düşen tüketim çok hızlı arttı. Yani insan sayısı kadar, her bir insanın ne yediği, ne giydiği, ne kadar enerji harcadığı da önemli.
Mesela 1950’de ortalama bir insanın ayak iziyle bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Daha fazla et yiyoruz, daha fazla uçuyoruz, daha fazla elektronik eşya alıyoruz. Hepsini üretmek için de kaynak gerekiyor.
2070’lere doğru nüfus zirve yapacak
Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, dünya nüfusu 2070’li yıllarda 11,7 ila 12,4 milyar arasında bir tepe noktasına ulaşacak. Sonra yavaş yavaş düşmeye başlayacak. Ama işte o zamana kadar hasar çoktan verilmiş olacak. İklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı, su kıtlığı… Bunların hepsi zaten bugün kapımızda.
Bradshaw ve ekibi şunu da söylüyor: “Bu sadece sayılarla ilgili bir mesele değil. Nasıl yaşadığımızla, neyi önemsediğimizle de ilgili.” Yani çözüm sadece doğum kontrolü değil. Aynı zamanda tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek, daha azını tüketmek, paylaşmayı öğrenmek.
Peki ne yapmalı?
Açıkçası bu sorunun kolay bir cevabı yok. Bilim insanları toprak, su ve enerji kullanımını kökten değiştirmemiz gerektiğini söylüyor. Tarım yöntemlerini, şehir planlamasını, ulaşım sistemlerini… Hepsini baştan düşünmek lazım. Ama bunu yaparken de kimseyi mağdur etmeden, adil bir şekilde.
Kimileri “nüfus fazla” deyip suçu sadece kalabalık ülkelere atıyor. Oysa araştırmanın verdiği mesaj şu: Zengin ülkelerin tüketim alışkanlıkları, fakir ülkelerin nüfus artışından çok daha büyük bir tehdit. Yani mesele sadece kaç kişi olduğumuz değil, nasıl yaşadığımız.
Sonuç olarak ortada bir gerçek var: Dünya’nın taşıma kapasitesi zorlanıyor. Hatta birçok bilim insanına göre çoktan aşıldı. Önümüzdeki on yıllar, bu gerçekle yüzleşip yüzleşmeyeceğimizi gösterecek.
