
Deep Fission Gravity reaktörü, ABD’nin Kansas eyaletinde başlayan ilk sondaj çalışmasıyla birlikte fikir aşamasından sahadaki uygulama sürecine geçti. Şirket açıklamasına göre bu adım, yerin yaklaşık bir mil altına kurulması planlanan yeni nesil küçük modüler reaktör konsepti için kritik veri toplama sürecini başlattı.
Kansas’taki ilk kuyu 6 bin feet derinliğe inecek
California merkezli nükleer girişim Deep Fission, Parsons kentindeki Great Plains Industrial Park sahasında planlanan üç veri toplama kuyusundan ilki için sondaja başladı. Şirketin verdiği bilgiye göre ilk kuyu yaklaşık 6.000 feet derinliğe inecek ve yaklaşık 8 inç çapında olacak.
Bu ilk aşamada amaç, sahanın jeolojik, hidrolojik ve termal yapısına ilişkin verileri toplamak. Elde edilecek bilgiler, nihai mühendislik tasarımı, güvenlik değerlendirmeleri ve düzenleyici süreçler için kullanılacak.
Deep Fission Üst Yöneticisi ve kurucu ortağı Liz Muller, ilk sondajın şirket için önemli bir eşik olduğunu belirtiyor. Şirket yönetimine göre bu gelişme, projenin kavramsal düzeyden sahadaki inşa sürecine geçtiğini gösteriyor.
Gravity reaktörü neden farklı görülüyor?
Deep Fission’ın geliştirdiği sistem, geleneksel nükleer santrallerde görülen büyük yüzey yapıları yerine yer altındaki doğal jeolojiden yararlanmayı hedefliyor. Şirketin yaklaşımına göre reaktör, derin bir sondaj kuyusunun alt bölümüne yerleştirilecek.
Bu modelde, reaktörün üzerindeki su sütunu işletme için gerekli yüksek basıncı doğal olarak sağlayabiliyor. Şirket, bu sayede yüzeyde büyük ve pahalı basınçlı kaplara olan ihtiyacın azaltılabileceğini savunuyor.
Bir diğer önemli unsur ise çevredeki kaya yapısı. Deep Fission’a göre çevreleyen ana kaya kütlesi, hem doğal koruma hem de pasif çevresel bariyer işlevi görebilir. Bu yaklaşımın, tesisin yüzeyde kapladığı alanı küçültmesi ve güvenlik mimarisini farklı bir noktaya taşıması hedefleniyor.
Yüzeydeki dev yapılara alternatif hedefleniyor
Şirket açıklamasında her bir Gravity reaktörünün yaklaşık bir mil derinliğe yerleştirileceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, doğal koruma, pasif muhafaza ve daha düşük yüzey izi gibi başlıklarla öne çıkarılıyor.
Deep Fission, bu yöntemin klasik nükleer santral kurulumlarına kıyasla daha yalın bir saha düzeni sunabileceğini öne sürüyor. Ancak bu modelin sahadaki performansı, güvenlik analizi ve düzenleyici değerlendirmeleri açısından belirleyici unsur toplanacak yer altı verileri olacak.
Üç kuyuluk program ticari aşama için veri üretecek
Kansas’taki çalışma tek kuyuyla sınırlı kalmayacak. Şirket, toplamda üç kuyudan oluşan bir program yürütüyor. Bu programdan çıkacak verilerin, reaktör gösterimi ve daha sonra planlanan ticarileşme adımları için temel oluşturması bekleniyor.
Deep Fission, teknolojisini mevcut basınçlı su reaktörü altyapısı ile petrol, gaz ve jeotermal sektörlerinde kullanılan gelişmiş sondaj tekniklerini birleştiren bir model olarak tanımlıyor. Şirketin ana iddiası, mevcut tedarik zinciri ve bilinen mühendislik yöntemlerinden yararlanarak daha hızlı ve daha düşük maliyetli bir kurulum gerçekleştirmek.
DOE pilot programı kapsamında ilerliyor
Şirketin açıklamasına göre proje, ABD Enerji Bakanlığı’nın Reactor Pilot Program kapsamında yer alıyor. Bu program, gelişmiş reaktörlerin ulusal laboratuvarlar dışındaki sahalarda test edilmesi ve konuşlandırılması açısından önemli bir adım olarak gösteriliyor.
Deep Fission, bu yaklaşımın yeni nesil nükleer teknolojilerin daha hızlı geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini savunuyor. Şirket ayrıca daha önce düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum tedariki ve yeni finansman başlıklarıyla da gündeme gelmişti.
Her bir reaktör için 15 MWe hedefleniyor
Deep Fission’ın planına göre tek bir Gravity reaktörü yaklaşık 15 MWe güç üretecek. Şirket, çok sayıda reaktörün aynı sahada birlikte konumlandırılması halinde üretim kapasitesinin ciddi biçimde ölçeklenebileceğini ifade ediyor.
Bu yaklaşım özellikle veri merkezleri, büyük sanayi tesisleri ve yüksek elektrik talebi bulunan alanlar için dikkat çekici bir model olarak sunuluyor. Şirket, çoklu kurulum senaryolarında geleneksel yüzey santrallerine göre çok daha sınırlı bir arazi kullanımının mümkün olabileceğini ileri sürüyor.
Maliyet iddiası dikkat çekiyor
Deep Fission, geliştirdiği yöntemin geleneksel nükleer santral projelerine kıyasla inşa maliyetlerini yaklaşık yüzde 70 ila yüzde 80 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Bu oran şirketin kendi tahmini niteliğinde bulunuyor.
Bu nedenle Kansas’taki ilk sondaj çalışması yalnızca bir saha hazırlığı değil, aynı zamanda şirketin teknik ve ekonomik iddialarının sahadaki karşılığını test edecek ilk ciddi adım olarak öne çıkıyor.
