
Japon Devleri MOL ve Hitachi’den Yüzen Veri Merkezi Hamlesi
Teknoloji dünyasının son dönemdeki en sıcak gündem maddelerinden biri olan yüzen veri merkezi kavramı, Japonya’dan güçlü bir ortaklıkla yeniden gün yüzüne çıktı. Mitsui O.S.K. Lines (MOL) ile Hitachi ve iştiraki Hitachi Systems, ikinci el gemileri dönüştürerek dev deniz üsleri oluşturmak için Mutabakat Zaptı imzaladı. Taraflar, 2027 yılı ya da sonrasında ticari operasyonlara başlamayı hedefliyor.
MOL ve Hitachi Nasıl Bir İş Birliği Kurdu?
30 Mart 2026’da imzalanan anlaşma kapsamında üç şirket, fizibilite çalışmalarını hızlandırdı. MOL, gemi dönüşüm planlamasından liman otoriteleriyle yürütülecek görüşmelere kadar denizcilik tarafının tamamını üstleniyor. Demirleme, bakım ve finansman modelleri de bu firmanın sorumluluk alanına giriyor.
Hitachi ise BT altyapısının tasarımı, kurulumu ve işletimi konusunda devreye giriyor. Şirket aynı zamanda müşteri gereksinimlerini analiz edecek, ağ ve güvenlik yönetimini sağlayacak. Hitachi’nin Japonya’daki kara tabanlı veri merkezi deneyimi ile Malezya ve ABD’de kurduğu konteyner tipi tesisler, bu ortaklığın en büyük artılarından biri olarak öne çıkıyor.
Dönüşüm Nasıl Gerçekleşecek?
Projede yaklaşık 120 metre uzunluğunda ve 9.731 groston ağırlığındaki bir geminin dönüştürülmesi planlanıyor. Araba taşıyıcısı (car carrier) tipi bir geminin kullanılması durumunda elde edilecek kargo alanı 54 bin metrekareyi bulabiliyor. Bu rakam, Japonya’daki en büyük kara veri merkezlerinden birinin toplam alanına neredeyse denk.
Dönüşüm sürecinin yalnızca bir yıl sürmesi bekleniyor. Geleneksel kara tabanlı inşaatlarda bu süre ortalama üç yılı buluyor. Ayrıca gemilerin mevcut iklimlendirme, su alma ve enerji üretim sistemleri yeniden kullanılarak ilk yatırım maliyeti ciddi şekilde düşürülüyor.
Yüzen Veri Merkezleri Neden Önem Kazanıyor?
Yapay zeka modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılması, inanılmaz miktarda işlem gücü ve soğutma ihtiyacı doğuruyor. Kara tabanlı merkezler ise arazi, elektrik ve su kaynakları konusunda giderek daha fazla zorlanıyor. İşte bu noktada yüzen veri merkezi çözümü devreye giriyor.
Büyük arsa ihtiyacı ortadan kalkıyor. Liman veya nehir kenarlarında konumlanabilen bu tesisler, deniz veya nehir suyunu doğrudan soğutma için kullanabildiğinden enerji verimliliği artıyor. Talep değiştiğinde geminin başka bir bölgeye taşınabilmesi ise operasyonel esneklik sağlıyor.
Japonya’da mevcut veri merkezleri ağırlıklı olarak Tokyo ve Osaka çevresinde toplanmış durumda. Ülkedeki arazi kıtlığı ve deprem gibi afet riskleri, alternatif çözümleri neredeyse zorunlu hale getiriyor. Yüzen veri merkezi modeli, bu iki soruna da aynı anda müdahale edebilecek bir yapı sunuyor.
Japonya’dan Küresel Pazarlara Uzanan Bir Vizyon
Şirketler öncelikle Japonya pazarına odaklanacak. Ancak Malezya ve ABD de potansiyel hedefler arasında yer alıyor. Hitachi’nin bu ülkelerde daha önce konteyner tipi veri merkezleri kurmuş olması, işin teknik tarafını kolaylaştıracak bir deneyim anlamına geliyor.
Bu ortaklık aslında MOL’un ilk yüzen veri merkezi girişimi değil. Temmuz 2025’te Türk şirketi Karpowership’in enerji dönüşüm girişimi Kinetics ile benzer bir Mutabakat Zaptı imzalanmıştı. O projede, yüzen enerji gemileriyle entegre bir platform geliştirilmesi ve 73 megavata kadar güç kapasitesine ulaşılması hedefleniyordu. Yeni Hitachi anlaşması, bu vizyonu BT altyapısıyla birleştirerek daha kapsamlı bir hale getiriyor.
Sektördeki Diğer Girişimler ve Gelecek
Yüzen veri merkezleri fikri aslında yeni sayılmaz. Microsoft’un 2015’te başlattığı Project Natick, veri merkezlerini okyanus tabanına yerleştirmenin fizibilitesini başarıyla test etmişti. Çin de su altı veri merkezleri konusunda önemli adımlar atıyor. Japonya’da ise Yokohama’da NYK Line öncülüğünde yürütülen bir pilot proje bulunuyor.
Pazar araştırmaları da bu alandaki büyümeyi doğruluyor. Küresel yüzen veri merkezi pazarının 2025’te 288 milyon dolar seviyesinden 2032’ye kadar yıllık ortalama yüzde 12,8 büyüme ile 661 milyon dolara ulaşması bekleniyor. MOL ve Hitachi’nin projesi başarılı olursa, bu sadece bir pilot çalışma olarak kalmayacak. Seri dönüşümlerin önü açılacak ve ikinci el gemi piyasasına da yeni bir soluk gelmiş olacak.
